II. Uluslararası Türk Kültürü ve Tarihi Sempozyumu" Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Prof. Dr. İlber Ortaylı: Tarihte Bilgi Eksikliğine Dayanan Teorileri Devam Ettirmemeli
 
Yeditepe Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nün düzenlediği sempozyumda konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı, tarih yazımında bilgi eksikliğine dayanan teorileri devam ettirmemenin çok önemli olduğuna işaret ederek “Her an karşınıza yeni bir bilgi çıkıyor ve bu bilgi bizim bütün kurgumuzu değiştiriyor” dedi.
 

 

Yeditepe Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nün düzenlediği "II. Uluslararası Türk Kültürü ve Tarihi Sempozyumu" Yeditepe Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
Türk tarih yazımında yapılan yanlışları azaltıp hataları önlemeye, Türk tarihi ve kültürü konusunda çalışmalar yapan genç akademisyenleri ve araştırmacıları bir araya getirmek amacıyla düzenlenen sempozyum, yerli ve yabancı çok sayıda akademisyeni ve öğrenciyi ağırladı.


 

Türk Tarihi Hiçbir Komplekse Kapılmadan Doğru Öğrenilmeli

Sempozyumun açılışında konuşan Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, üniversitede tarih bölümünün kurulmasını bizzat kendisinin istediğini belirtti. İlkokul ve ortaokullar ile liselerde okutulan tarih derslerini yabancı kaynaklardan tekrar okuduktan ve Atatürk dönemindeki tarih tezlerinin kendilerine hiç okutulmadığını fark ettikten sonra, Türk milletinin artı ve eksileriyle tarihini doğru öğrenmesine katkı için bu bölümün kurulmasını istediğini kaydeden Bedrettin Dalan, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren Türk tarihinin doğru öğrenilmesi için çok çaba sarf etmiş, tarih bilimcilerini çok teşvik etmiş ve Türk Tarih Kurumu’nu kurmuştur. Ne yazık ki ölümünden kısa zaman sonra onun kurduğu kurum işlevsiz hale getirilmeye başlanmış, doğru öngördüğü tarih tezleri de çarpıtılmıştır. Türk tarihi yabancıların gözüyle yazılmış ve yabancıların gözüyle okullarımızda okutulmaya devam ediyor. Bu nedenle burada yapmak istediğim ve tarihçilerimizin yapması gereken şey, Türk tarihini hiçbir komplekse kapılmadan doğru olarak öğrenilmesidir.”

 


 

Doğru Bilgiye ve Doğru Kaynağa Dayalı Tarihçilik Anlayışı Geliştirmek İstiyoruz

Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl da, Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü olarak amaçlarının dünya çapında bilim insanları ve tarihçiler yetiştirmek olduğunu belirterek Türkiye ve dünya genelindeki tarihçileri bir araya getirerek doğru bilgiye ve doğru kaynağa dayalı bir tarihçilik anlayışı geliştirmek istediklerini söyledi.
Yeditepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Vildan Üstoğlu Ünal da Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kültürü ve tarihine verdiği öneme işaret ederek bu çalışmaları devam ettiren Türk kültürü ve tarihine sahip çıkan değerli araştırmacılara teşekkür etti.

 


 

Tarihi Üniversite Profesörleri Değil Lise Öğretmenleri Öğretir

Sempozyumun açılış oturumunda konuşan Tarihçi-Yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı ise Osmanlı İmparatorluğu’nun Türklerin imparatorluğu olduğunu anımsatarak “Türk ismini çok bağıra bağıra söylemese de Türk’ten başka malzemesi de yoktur” dedi.
Tarih konusunda batıda ve doğuda bilgi eksikliği olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ortaylı, şunları kaydetti:
“Mühim olan şey bilgi eksikliğine dayanan teorileri devam ettirmemektir. Tarihte bu çok önemlidir. Çünkü her an karşınıza yeni bir bilgi çıkıyor ve bu bilgi bizim bütün kurgumuzu değiştiriyor.”
“Bir memlekete tarihi üniversite profesörleri değil, lise öğretmenleri öğretir” diyen Ortaylı, lise öğretmenlerine tarihi öğrenmek ve doğru öğretmek konusunda büyük sorumluluk düştüğüne işaret etti. Ortaylı, “Münakaşaları tarihi gerçek diye ortaya koymaya hakkınız yoktur. Tarihçilikte en önemli unsur siyasi doktrinlere başvurmamaktır. Siyasi doktrinlere başvurup bir de üstelik bir takım terminolojiyi işin içine katarsanız meseleler işin içinden çıkılmaz hale gelir. Siyasetle tarih bilimini yan yana getirdiğiniz takdirde meselelerinizi halledemezsiniz” diye konuştu.

Siyaset bilimci Prof. Dr. Mim Kemal Öke de, tarihi ilkokul ve ortaokullarda sevdirmenin önemine değindi.